• Ana Sayfa
  • Makale
  • Sansürü umursamıyor, Twitter ve YouTube’a giriyor, suç mu işliyoruz?

Sansürü umursamıyor, Twitter ve YouTube’a giriyor, suç mu işliyoruz?


“İnsanın özgürlüğü, kendisine yapılanlara karşı takındığı tavırda gizlidir.”
Jean Paul Sartre

Twitter ve YouTube’a erişim neden engellendi? Bu sitelere erişimin engellenmesi bir mahkeme kararına mı dayanıyor? Alternatif yollardan bu sitelere erişim mümkün mü? Herhangi bir şekilde bu sitelere erişerek, bu internet sitelerinde paylaşımlarda bulunarak, kullanıcılar olarak suç işliyor muyuz? Bu yazıda, bu sorular özelinde son günlerde Türkiye’de yaşanan sansürü ele alacağım.

Belirtmeliyim ki, bir ülkede asgari düzeyde bir hukuk düzeni olmadan, internet ve sosyal medyaya uygulanan pervasız sansürler son bulmadan, basın ve yargı üzerindeki tahakküm kalkmadan, başka hiçbir şey için mücadele edilemez.

Bilindiği üzere Twitter ve dün de YouTube, Türk milletinin menfaatleri doğrultusunda(!) erişime engellendi. Twitter’a ve YouTube’a erişimin engellenmesinin ardından, bu sitelere giriş yapmak isteyen kullanıcılar mahkeme ve savcılık kararlarına istinaden “Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından KORUMA TEDBİRİ uygulanmaktadır” ibaresi ile karşılaştı.[1] Ancak her iki internet sitesinin de tamamen erişime engellenmesi ile ilgili bir mahkeme kararının olmadığı da çok geçmeden ortaya çıktı. Öyle ki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan “Bizim verdiğimiz bir karar yok. İdari bir karardır. Biz İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olarak böyle bir karar vermedik.” şeklinde bir açıklama da yapıldı.[2] Erişim engeline konu olan mahkeme kararlarının da münferit davalara ilişkin olduğu göz önünde bulundurulunca, TİB’in herhangi bir yargı kararını gerekçe göstermeksizin, idari bir kararla Twitter ve YouTube’a erişimi engellediği aşikardır. Ayrıca Twitter, YouTube veya başka herhangi bir internet sitesinde yer alan hukuka aykırı içeriklerden dolayı, sadece içeriğin bulunduğu sayfaya URL bazlı içeriğin engellenmesi gerekirken, az önce de belirttiğim üzere sitenin tamamen erişime engellenmesi hukuka aykırıdır.[3] Üstelik, cüzi zararından dolayı, külli faydaları olan bir internet platformunun sansüre konu olması, yaşadığımız çağın çok gerisinde bir uygulama teşkil etmektedir.

Erişim engellerinin ardından kulanıcıların büyük bir çoğunluğu ilk olarak Google’ın DNS adreslerini kullanarak Twitter ve YouTube’a giriş yaptı. Hatırlayacağımız üzere 5651 sayılı kanunda gerçekleştirilen değişikliklerle erişim sağlayıcılara alternatif yöntemlerin kullanımını da ihtimal dışı bırakacak bir erişim engelleme altyapısı kurma yükümlülüğü getirildi.[4] Bu yükümlülüğe paralel olarak çok geçmeden Google DNS adresleri üzerinden de bu sitelere erişim engellendi. Bu gelişmenin ardından Türkiye, dünyada Google DNS’i engelleyen ilk ülke olarak da tarihteki yerini almış oldu.[5] Google DNS’in engellenmesinin ardından alternatif DNS adreslerinin kullanılmaya başlanması üzerine diğer tüm DNS adresleri de engellendi. Bu erişim engelinin IP tabanlı erişim engelleme yöntemi ile yapıldığı yüksek olasılık, zaten IP tabanlı erişim engelleme yönteminin uygulanması 5651 sayılı kanunda açıkça geçmekte ve öncelikli bir araç olarak görülmekteydi. Ancak bu erişim engelleme kararını uygulayanların ıskaladığı bir nokta vardı ki, o da 21. yüzyılda internetin, fiber optik kabloları kesmediğiniz sürece herhangi bir sansüre tabi olmayacağıydı. Zira bilişim sistemleri kompleks yapıları ve her yöntemin binlerce alternatifi ile donatılmış olması sebebiyle oldukça sansür karşıtıdır.[6]

DNS adreslerinin engellenmesinin ardından kullanıcılar kişisel bilgisayarlarında ve mobil cihazlarında VPN kullanmak suretiyle bir kez daha sansürü aşarak, erişim engeli bulunan sitelere giriş yaptılar. Tüm bu gelişmelerin ardından, erişim engeli bulunan sitelere alternatif yöntemlerle giriş yapmanın hukuki anlamda bir yaptırıma tabi olup-olamayacağı, kimlerin bu bağlamda sorumluluklarının bulunduğu sorusu akıllara geldi. Yukarıda bahsettiğim konuyu tekrar hatırlatacak olursam, gerçekleştirilen değişikliklerin ardından 5651 sayılı kanunda, alternatif yöntemlerin kullanımını da ihtimal dışı bırakacak bir erişim engelleme altyapısı kurma yükümlülüğü internet erişim sağlayıcılarına getirildi. Bu durumda kullanıcıların alternatif yöntemleri kullanmama mükellefiyetinden değil; internet erişim sağlayıcılarının, alternatif erişim yöntemlerini engelleme mükellefiyetinden bahsedebiliriz.

Ayrıca suçu, insanların toplum içinde birlikte yaşamalarının temini, toplumsal düzenin devamı için korunması gereken hukuki değerleri ihlal eden belli insan davranışları (tipik haksızlıklar) olarak tanımlamak mümkündür.[7] Bununla birlikte Türk Ceza Kanunu’nun en temel ilkelerinden biri olan suçta ve cezada kanunilik ilkesi, suç sayılan fiillerin ve bunlara verilecek yaptırımların önceden kanun tarafından açıkça belirlenmesi anlamına gelmektedir.[8] Bu ilke esas olarak, kişilerin yasak fiilleri, yani özgürlüklerinin sınırlarını önceden bilmelerini sağlama düşüncesine dayanmaktadır. Böylece kişiler hareketlerini buna göre düzenlemek imkanını bulmakta ve bu yönden de bu ilke bireysel özgürlüğün en önemli güvencesini oluşturmaktadır.[9] Bütün bu bilgiler neticesinde, alternatif yöntemlerle Twitter ve YouTube’a erişmek, bu internet sitelerinde paylaşımlarda bulunmak katiyen yasa dışı değildir; hatta, belki de gelecekte hiçbir şey yasadışı olmayacak, çünkü “Twitter mıvitır” zihniyeti devam ederse, yasa diye bir şey kalmayacak.

Sansüre Hayır
Google’ın Project Loon, Facebook’un internet.org gibi projelerle dünyanın internet erişimi olmayan bölgelerine interneti ulaştırmaya çalıştığı 21. yüzyılda Statjus olarak biz, kendi istikbalinden kaygı duyanların, yeni Türkiye’nin istiklal mücadelesi adı altında sansürü Türk halkına mübah görmesinin karşısında; ifade özgürlüğünün yanında, sesimizi olabildiğince yüksek çıkararak sansüre hayır, basın ve yargıya özgürlük demeye devam edeceğiz.
#SansüreHayır


[1] http://blog.statjus.com/2014/03/twittera-erisim-engellendi/
[2] http://blog.statjus.com/2014/03/bassavcilik-acikladi-twittera-erisim-engeli-idari-bir-karar/
[3] 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun “Madde 9 – (4) Hâkim, bu madde kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi hâlinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin engellenmesine de karar verebilir.”
[4] 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun “Madde 6 – (1) Erişim sağlayıcı; ç) (Ek: 6/2/2014-6518/89 md.) Erişimi engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri almakla yükümlüdür.”
[5] KUZULOĞLU, M. Serdar, http://www.cnnturk.com/video/bilim-teknoloji/internet/turkiye-dns-engelleyen-ilk-ulke-olarak-tarihe-gecti/
[6] ÖZER, Y. Mansur, http://blog.statjus.com/2014/03/ip-tabanli-engelleme-nasil-asilir-twittera-dns-degistirmeden-erisimin-yollari/
[7] ÖZGENÇ, İzzet, Türk Ceza Hukuku, s.150
[8] DEMİRBAŞ, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.109
[9]  KOCA, Mahmut – ÜZÜLMEZ, İlhan, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.45

Raşit Can Koca

Diğer yazıları için tıklayın:

Bir Yorum

  • Av. Ersoy AKDEMİR on 9 Ekim 2014, 19:51:52

    Değerli kardeşimin fikirlerine katılıyorum. Bu hareketin suç sayılamayacağı bir Yargıtay içtihadı ile netleşti. Ekleyebileceğim bir alan var ise tam yazının altına kararı iliştirmek isterim, faydalı olacaktır.

    Bu Kişiye Cevap Verin: Av.

Menü

Pin It on Pinterest