• Ana Sayfa
  • İnceleme
  • Facebook kullanıcıları üzerinde gerçekleştirilen manipülatif psikoloji deneyi üzerine

Facebook kullanıcıları üzerinde gerçekleştirilen manipülatif psikoloji deneyi üzerine


Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan “Sosyal medya vasıtasıyla büyük çapta duygusal bulaşma üzerine deneysel kanıtlar” isimli araştırma ile gün yüzüne çıkan Facebook’un kullanıcıları üzerinde gerçekleştirdiği manipülatif bir psikoloji deneyi sosyal medya ve internet çağında sıkça karşılaştığımız mahremiyet ve kişisel veriler üzerine dile getirilen endişeleri tekrar gündeme taşıdı.

Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Usulü‘nde yayınlanan makalede, yaklaşık 700 bin kullanıcı üzerinde yürütülen bir psikoloji deneyinin sonuçları yer alıyor. Buna göre deneyde kullanıcıların bilgisi olmaksızın haber kaynakları (diğer adıyla zaman akışları) içerisindeki pozitif veya negatif duygu içerikleri ile oynanarak, bu değişikliklerin kullanıcıların paylaşımlarındaki etkisi incelenmiş.

Deneyin içeriği

2012 yılında gerçekleştirilen deneyde, Haziran ayı içerisinde bir hafta boyunca, veri bilimciler 689.003 kullanıcının Facebook’a bağlandıklarında eriştikleri haber kaynağı -diğer kullanıcıların paylaşımlarının görüntülendiği zaman akışı- üzerinde değişiklikler gerçekleştiriyor. Bazı kişilere daha mutlu ve pozitif kelimelerden oluşan içerikler gösterilirken, bazılarına ise ortalamadan ve olağandan daha üzücü kelimelerden oluşan içerikler sunuluyor. Deneyin sonuna gelindiğinde, manipüle edilen kullanıcıların paylaştıkları içeriklerin, kendilerine sunulan zaman akışından aynı doğrultuda etkilendiği görülüyor.

Facebook merkezli kişisel verilerin zaman zaman araştırmalara konu olduğu ve Facebook’un bir veri madeni gibi kullanılabildiği biliniyor. Ancak bu araştırma diğerlerinden oldukça farklı. Zira diğer araştırmalar kullanıcıların verilerini incelerken, bu araştırma kullanıcıları manipüle etmek amacına sahip.

Araştırma sonucunda kullanıcıların paylaşımlarının, kendi haber kaynaklarında okudukları içeriklerden etkilendiği sonucuna varılıyor.  Makalede bu sonuç  “… duygusal durumlar duygusal bulaşma ile diğerlerine transfer edilebiliyor, bu da insanları farkında olmadan aynı duyguları tecrübe etmeye yöneltiyor.” ifadeleriyle yer alırken, araştırmada duygusal bulaşmanın doğrudan etkileşim olmaksızın sosyal medya üzerinden de gerçekleşebileceği sonucuna ulaşılıyor.

Deneyin hukuka uygunluğu

Deneyin bir şekilde hukuki bir zemine oturtulduğu ancak her halde etik olarak oldukça ciddi problemleri barındırdığı belirtiliyor. Hukuki zemin, Facebook’un hizmet şartları sözleşmesi üzerinden sağlanırken, etik manada kullanıcıların kendilerinin ve verilerinin bilgileri olmaksızın manipüle edilmiş olması kişisel verilere ve özel hayata ilişkin hakları savunan birçok kişi ve kuruluşları harekete geçirdi. Ardı ardına gelen tepkiler sonucunda Facebook tarafından birçok açıklama geldi. Bu açıklamaları haberin sonunda bulabilirsiniz.

Hukuka uygunluk tarafında, öncelikle belirtmek gerekiyor ki Amerikan Psikoloji Derneği (orijinal kısaltmasıyla APA), psikolojik araştırmaların yapılmasından önce deneklerin aydınlatılmış rızalarının alınmasını şart koşuyor. Araştırma bağlamında bu aydınlatılmış rızanın kullanıcıların Facebook Hizmet Şartları’nı kabul ederek servisi kullanmaya başlaması ile verilmiş olduğu varsayılıyor. Zira Facebook Hizmet Şartları Sözleşmesi, kullanıcıların verilerinin “veri analizi, test edilmesi ve araştırmalar” için kullanılabileceğini belirtiyor ve Facebook hesabı alan her kullanıcı bu anlaşmayı kabul ederek servisi kullanmaya başlıyor.

Bununla birlikte, APA’nın araştırmanın gerçek amacının araştırma sırasında katılımcılara anlatılamayacağı “aldatıcı araştırmalar” için koymuş olduğu kurallarda şu ifadeler yer alıyor:

Makul olduğu an itibariyle olabildiğince erken bir vakitte, tercihen katılımları sona erdikten sonra ve veri toplama işleminin bitmesinden geç olmamak üzere, araştırmacılar deneyin tasarımının ve yürütülmesinin bir parçası olan yanıltıcı etkeni katılımcılara açıklar ve onlara verilerini araştırmadan geri çekme imkanı tanır.

Deneyin sonunda Facebook’un kullanıcılarına en geç veriler toplandıktan sonra haber kaynağı sayfalarının bir araştırma sebebiyle manipüle edildiği bilgisini verip vermediği bilinmiyor. Ancak yayınlanan araştırmada bu duruma hiç değinilmediğini ekleyelim.

Facebook tarafından gelen açıklamalar

Kamuoyundan gelen büyük tepkiler üzerine Facebook’tan araştırma, sonuçları ve yöntemi üzerine çeşitli açıkamalar geldi. Wall Street Journal’ın haberine göre araştırmaya liderlik eden Facebook veri bilimcilerinden Adam Kramer, bu konuda kendisinin de şüpheye düştüğünü belirtiyor:

Yaptığımız araştırmaları her zaman dikkatlice değerlendirdiğimizi belirtmekle birlikte o zamandan beri de büyük yol kat ettik.

The Atlantic’in bir Facebook sözcüsünden edindiği yorum ise şu şekilde:

Bu araştırma 2012 yılı içerisinde bir hafta içerisinde yürütülmüş ve kullanılan verilerin hiçbiri bir Facebook kullanıcısının hesabı ile doğrudan ilişkilendirilmemiştir. Servisimizi geliştirmek ve insanların Facebook’ta gördükleri içerikleri olabildiğince ilgili ve etkileşime açık hale getirmek için araştırmalar yürütüyoruz. Bunun büyük bir parçası, insanların farklı türlerdeki içeriklere pozitif veya negatif bir tonda nasıl tepki verdiği, hem arkadaşlarından gelen haberlere hem de takip ettikleri sayfalardaki bilgilere. Gerçekleştirdiğimiz araştırmaları dikkatlice değerlendiriyoruz ve gücçlü bir iç denetim sürecimiz mevcut. Kişilerin bu araştırma girişimleri ile bağlantılı verileri gereksiz bir biçimde toplanmıyor ve tüm veriler güvenli bir şekilde depolanıyor.

Yusuf Mansur Özer

ErsoyBilgehan’da avukat olarak çalışan Yusuf, bilişim ve hukuku ile kişisel verilerin korunmasına özel bir ilgi duyuyor. Aynı zamanda post-rock tutkunu bir gitarist, Schopenhauer meraklısı bir felsefe okuru ve öğrenmeye doymayan bir araştırmacı.

Diğer yazıları için tıklayın:

Menü

Pin It on Pinterest