Bilişim hukukçusu için 9 film tavsiyesi


“Hayır, bu listede herhangi bir ‘hackerlık filmi’ bulamayacaksınız.” diyerek merakınızı şimdiden giderelim. Zira bu yazının amacı, bilişim hukukunu yalnızca bilgisayar korsanlarına indirgeyen popüler anlayışın ötesine geçerek bilişim ile hukukun kesiştiği çeşitli alanlara ışık tutan değerli film eserlerini sizler için derlemek. Yine de “hackerlık filmi” duymak isteyenler için Angelina Jolie’nin de oynadığı Hackers (1995) ve daha gerçekçi bir yaklaşıma sahip, efsane Kevin Mitnick’in hayatını konu alan Takedown (2000) sinema filmlerini tavsiye ederek bu konuyu kapatıyoruz.

Her ne kadar böylesine bir başlık için pek film bulunamayacağı ilk izlenimde düşünülse de, biz dokuz tane sürükleyici ve öğretici eseri sizler için derlemeyi başardık. Bunları belirlerken populist yaklaşımlardan uzak durarak öğretici ve düşündürücü nitelikleri öne çıkan eserleri seçmeye çalışırken, bu eserlerin aynı zamanda içerik ve sanat bağlamında sürükleyici ögeleri de barındırmalarına dikkat ettik. Tüm görsel literatürü tarayamamış olmamız oldukça muhtemel, bu sebeple sizlerin tavsiyelerini de yorumlar bölümünde görmekten memnuniyet duyacağımızı belirterek filmlere geçiyoruz.

Not: Red! hariç olmak üzere diğer tüm filmlerin orijinal dilinin İngilizce olduğunu belirtmekte fayda var. Ancak dileyen okuyucularımızın Türkçe altyazı seçeneklerine kolayca ulaşabileceklerini umuyoruz.

Sıralama, tarihlere göre yapılmıştır.

Pirates of Sillicon Valley

Yönetmen: Martyn Burke
Tarih: 1999
IMDB Puanı: 7,2
Uzunluk: 95 dakika

“Steve – Steve idi değil mi? Söylediğine göre geliştirdiğiniz cihaz sıradan insanlar için. Sıradan insanların bilgisayarlarla ne işi olabilir
ki?” (Bir iş adamı)

“Bill, neden onlara bir işletim sistemimiz olduğunu söyledin? Elimizde onlara satacak hiçbir şeyimiz yok, biliyorsun! Bittik biz.” (Paul Allen)

Günümüz bilgisayar sistemlerinin tasarımı ve altyapısı üzerinde en kalıcı etkiye sahip olmuş bulunan Apple ve Microsoft’un hikayesini başarılı bir biçimde beyaz perdeye taşıyan bu film tavsiyelerimiz içerisinde kendisine yer bulmayı başardı. Bu incelemedeki eserler içerisinde sinema filmi niteliğini taşıyan tek eser olan Pirates of Sillicon Valley, Apple ve Microsoft’un kuruluşunu konu ediniyor. Hikaye Bill Gates ve Steve Jobs ile ikisi arasında gelişen ilişki odağında anlatılırken, kişisel bilgisayar devrimi başarılı bir şekilde perdeye yansıtılıyor.

Revolution OS

Yönetmen: J.T.S. Moore
Tarih: 2001
IMDB Puanı: 7,3
Uzunluk: 85 dakika
İnternet Sitesi: www.revolution-os.com

“Bu işi yalnızca hobi olarak yapan biri olsanız, bir nevi manifesto yazsanız ve bu tüm dünyaya yayılsa, bir yıl sonra da Microsoft’un Başkan Yardımcısı bunun hakkında konuşuyor olsa, kafanızın iyi olduğunu düşünürdünüz, değil mi? Ama gerçekleşen tam olarak da buydu.” (Bruce Perens, açık kaynak kodlu yazılım manifestosundan bahsederken)

Microsoft ve diğer ticari şirketlerin yazılım piyasasına hükmettiği bir zamanda Richard Stallman’ın ortaya koyduğu Özgür Yazılım felsefesi ile başlayan 20 yıllık süreci konu alan Revolution OS, adından belli olduğu üzere işletim sistemi devrimini konu ediniyor. Belgeselin önemli niteliklerinden biri GNU, Linux, Özgür Yazılım ve Açık Kaynak Kodlu Yazılım felsefelerinin tamamını kronolojik bir düzen içerisinde kurucularının ağızlarından sunuyor olması.

Günümüzde de tartışmaları süren yazılım patentleri ve yazılımın satışı/lisanslanması gibi konularda tartışmanın bir tarafında oturan Özgür Yazılım ve benzeri felsefelerin argümanlarının anlaşılması için Revolution OS’i tavsiye ediyoruz.

We Are Legion: The Story of the Hacktivists

Yönetmen: Brian Knappenberger
Tarih: 2012
IMDB Puanı: 7,5
Uzunluk: 93 dakika
İnternet Sitesi: www.wearelegionthedocumentary.com

“Davaların teorisi, birçok kişinin aynı anda PayPal’ı istila ederek korunan bir şirketi ekonomik zarara uğratmak, daha fazlası değil. Bu olsa olsa bir elektronik oturma eylemi olarak tanımlanabilir.” (Avukat Stanley Cohen, Anonymous’un PayPal operasyonu üzerine)

Çoğunlukla Anonymous bilgisayar korsanları grubunun anlatıldığı bir belgesel olarak görülse de, We Are Legion: The Story of the Hacktivists, aslında bilgisayar korsanlarının karmaşık kültürü ve “hacktivizm”in şekillendiği tarihlere ışık tutuyor. Film Cult of the Dead Cow, Electronic Disturbance Theater gibi bilgisayar korsanlarının ilk zamanlar şekillendirdiği topluluklardan başlayarak Anonymous’a doğru yöneliyor. Bilgisayar korsanları ve internet aktivistlerinin düşünce sistematiklerine yönelik oldukça öğretici uzman yorumları da barındıran filmde, DDoS saldırılarına da yer ayrılıyor ve “elektronik oturma eylemi” kavramının temelleri inceleniyor.

Downloaded

Yönetmen: Alex Winter
Tarih: 2013
IMDB Puanı: 6,7
Uzunluk: 106 dakika

“Çoğu durumda, kendinizi yeni bir endüstride bulduğunuzda yaptığınız işin bir geçmişi olduğunu ve cevapları bilen birinin dışarılarda bir yerlerde olduğunu varsayarsınız. Daha sonra uyanır ve fark edersiniz ki cevaplar yazılıyordur, siz emsalsinizdir.” (Sean Parker, Napster Eş-kurucusu)

“Eminim bir sürü avukat ve diğerleri (müzik) endüstrisinin, bir korumaya veya bir kontrole ihtiyacı olduğunu düşündü ve risk almaktan kaçındı. Bence bu maalesef, onların büyük bir fırsatı kaçırmasına yol açtı.” (Shawn Fanning, Napster Eş-kurucusu)

Müzik endüstrisinin tarihindeki en korkutucu gelişmelerin başında gelen ve günümüz P2P paylaşımlarının atası olan Napster’ın hikayesini konu edinen Downloaded, günümüz fikri mülkiyet hukukunun internet devriminin ardından sendelemeye başladığı dönemi konu ediniyor. “İndirme devrimi” ve bundan etkilenen sanatkarlar, endüstri ve iş modellerinin hikayesini oldukça başarılı bir biçimde ekrana taşıyan filmde meseleye birçok farklı açıdan yaklaşılırken, Napster’ın hukuki mücadelesine de geniş bir yer ayrılmış.

Özellikle fikri mülkiyet hukuku veya daha özelde telif hakları üzerine çalışan veya çalışmayı planlayanlar için Downloaded; Napster’ın kurucuları, müzik endüstrisinin temsilcileri, birçok akademisyen ve avukatın perspektifini barındıran yapısıyla oldukça öğretici bir altyapı oluşturma potansiyeline sahip. Filmi şiddetle tavsiye ediyoruz.

Red!

Yönetmen: Mustafa Kenan Aybastı
Tarih: 2013
IMDB Puanı:
Uzunluk: 67 dakika
İnternet Sitesi: Bağımsız Sinema Merkezi YouTube Sayfası

“Hacktivizm kamuoyu yaratmakla ilgili bir şey. Yani ideolojik propoganda aracı olarak internetin kullanımı.” (Dr. Özgür Uçkan)

Yerli bilgisayar korsanları grubu Red Hack’i konu edinen Red! belgeseli, “hacktivizm” kültürünün yerel bazdaki yansımaları ve nasıl anlaşıldığı noktalarında oldukça öğretici. Zira belgeselde Red Hack üyeleri ile doğrudan gerçekleştirilen röportajlarda grubun sınırları, felsefesi ve amaçlarına ilişkin birçok konuya değinilirken, birçok akademisyen ve pratisyenin perspektifi de izleyiciye sunuluyor. Ancak belirtmek gerekiyor ki Red!, tartışmaların bir tarafını yansıtacak bir biçimde hazırlanmış ve bu sebeple objektif veya tartışmanın diğer tarafını da yansıtacak bir perspektif beklememek gerekiyor.

Google and the World Brain

Yönetmen: Ben Lewis
Tarih: 2013
IMDB Puanı: 6,9
Uzunluk: 90 dakika
İnternet Sitesi:
www.worldbrainthefilm.com

“Her kütüphane dijitalleştirme yapmıştır, bazen büyük çapta olmak üzere ama hiçbiri Google’ın yapmaya çalıştığı kadar geniş çapta değildi.” (Robert Darnton, Harvard Üniversitesi Kütüphanesi Direktörü)

“Google bu milyonlarca kitabı taramaya karar verdiğinde, kesinlikle fark etmiştir ki davanın gelişimine bağlı olarak bu (proje), tüm şirket üzerine bahse giren bir karar olabilirdi.” (Lawrence Lessig)

Dijital dünyaya geçişteki en büyük çaplı projelerden Google Books projesini konu alan Google and the World Brain, Google’In projeyi ne amaçlarla hangi şartlar altında yürütmeye çalıştığını sorguluyor. Çoğuna göre dünyanın en geniş çaplı telif hakkı ihlallerinden birine imza atan projenin hukuki mücadelesi belgeselde geniş bir şekilde yer alırken; filmin, okuyucular, yazarlar ve yayıncı şirketler gibi birçok perspektiften projeyi mercek altına alması oldukça sürükleyici bir anlatım oluşturuyor.

İngiliz bilim kurgu yazarı H.G. Wells’in “World Brain” (Dünya Beyni) felsefesine değinerek başlayan belgesel, Watson gibi projelere doğru yönelerek insanoğlunun yapay zeka hayaline kadar giden bir kronoloji benimsiyor. Yaklaşık 30 milyon kitabı taramayı başaran Google Books projesinin ne derece ciddi bir etki doğurduğunu gözler önüne seren belgeseli şiddetle tavsiye ediyoruz.

We Steal Secrets: The Story of WikiLeaks

Yönetmen: Alex Gibney
Tarih: 2013
IMDB Puanı: 6,8
Uzunluk: 130 dakika

“Bu WikiLeaks, biz gerçeğin gün yüzüne çıkmasını sağlıyoruz. Biz, dünyada pozitif bir politik reform oluşturma şansı en yüksek olan halka, bilgiye sahip olma imkanını sunuyoruz.” (Julian Assange)

WikiLeaks söz konusu olunca, belgesel ve sinema filmlerinin sayısı oldukça fazla. Son olarak bu sene vizyona giren ve Benedict Cumberbatch’in de baş rolünde oynadığı The Fifth Estate sinema filmini izlemiştik. Birçok belgesel ve sinema filmi içerisinde Alex Gibney’nin yönettiği bu versiyonu seçmemizin sebebi, bu filmin nisbeten daha birinci ağızdan ve farklı açılardan bilgiler sunarken aynı zamanda başarılı sanat tasarımı ve görsel efektler ile sürükleyici bir niteliğe sahip olması.

İnternetin dünyayı nasıl değiştireceği sorusuna verilmiş en fark yaratan örneklerden biri olan WikiLeaks’in hikayesini anlatan We Steal Secrets: The Story of WikiLeaks, sempatizan bir bakış açısıyla başlarken daha sonraları WikiLeaks’e ve özellikle Julian Assange’a yöneltilen eleştirileri de izleyiciye sunuyor. Alex Gibney’nin aldığı birçok övgünün yanında filmi ağır eleştirenlerin başında attığı tweetler ile WikiLeaks geliyor. WikiLeaks’in filmle ilgili yayınladığı düzeltme transkriptine buradan erişebilirsiniz.

Terms and Conditions May Apply

Yönetmen: Cullen Hoback
Tarih: 2013
IMDB Puanı: 7,4
Uzunluk: 79 dakika
İnternet Sitesi: www.tacma.net

“Facebook’un ticari şirket gibi davranmasıyla bir sorunum yok. Ancak bence biz de onun bir şirket olduğunu bilerek hareket etmeliyiz, Facebook’u iyi kalpli bir kamu hizmeti olarak görerek değil.” (Sherry Turkle, Profesör, MIT)

“Teknik bir perspektiften bakıldığında mahremiyeti koruyan teknolojilerin, mahremiyeti delen teknolojilerden geride kaldığı görülüyor. Örneğin şifreleme teknolojileri, şifre kırma teknolojilerinin gerisinden geliyor.” (Ray Kurzweil)

Bilişim hukukunun en tartışmalı alanlarının başında gelen özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması bağlamında sanal dünyada gittikçe kaybolan mahremiyeti konu alan “Hükümler ve Koşullar Uygulanabilir” belgeseli, okumadan kabul edilen hizmet şartları sözleşmeleri gibi elektronik sözleşmelerin nelere yol açabileceğini mercek altına alıyor. Belgesel süresince Facebook ve Google gibi internet şirketlerinin, kullanıcılarının kişisel verilerini nasıl işlediği ve değerlendirdiği detaylı bir biçimde inceleniyor.

Sosyologlar, gazeteciler, mühendisler ve hukukçularla gerçekleştirilen mülakatlar ile internet dünyasındaki mahremiyet endişelerine ışık tutan ve oldukça başarılı bir sunum gerçekleştiren bu belgeseli şiddetle tavsiye ediyoruz.

The Internets Own Boy: The Story of Aaron Swartz

Yönetmen: Brian Knappenberger
Tarih: 2014
IMDB Puanı: 8,3
Uzunluk: 105 dakika

“Bir nevi birbirine zıt iki perspektif var: Her şey mükemmel; internet tüm bu özgürlük ve bağımsızlığı yarattı, her şey harika olacak. Veya her şey berbat durumda; internet bizi gözetleyen ve söylediklerimizi kontrol eden araçları üretti. Bence her ikisi de doğru, değil mi? İnternet her ikisini de yaptı ve her ikisi de bir şekilde şaşırtıcı, hayret verici. Uzun vadede hangisinin kazanacağı ise bize bağlı. Biri diğerinden daha iyi durumda demek bir şey ifade etmiyor, her ikisi de gerçek. Hangisinin üzerinde duracağımız ve hangisinden faydalanacağımız bize bağlı. Çünkü bu iki doğru hep var ve hep var olacak.”

Bir bilgisayar dahisi ve bilgi aktivisti Aaron Swartz’ın yirmi altı yıllık hayatını konu edinen belgesel, adı ile çok şey anlatıyor. “İnternetin Öz Çocuğu” Aaron, RSS protokolünün geliştirilmesindeki katkıları, Creative Commons’ın çekirdek yazılımını geliştirmesiyle ve Reddit’in kurucusu olmasıyla tanınsa da onun fark yaratan nitelikleri daha çok internet aktivisti olarak başarıyla yürüttüğü onlarca projede bulunuyor. Belgesel, Lawrence Lessig’in ifadeleriyle “aptal telif hakkı yasalarına karşı olan Arron Swartz”ın çocukluğundaki bilgisayar merakı ile başlayarak bilgi aktivistliğine yöneldiği yıllara doğru uzanırken, aynı zamanda PACER ve JSTOR veritabanlarından edindiği belgeler dolayısıyla yaşadığı hukuki süreçlere de ışık tutuyor.

İnternet kültürünün en değerli ve en trajik hikayelerinden birinin başkahramanı Aaron Swartz’ın hayat hikayesini başarıyla sunan bu belgeseli şiddetle tavsiye ediyoruz. Aaron ve onun telif hakları üzerine olan felsefesini daha derin anlamak isteyenlere ayrıca, Creative Commons’ın kurucusu, Harvard Üniversitesi Profesörü Lawrence Lessig’in yakın zamanda “Aaron’un Yasaları: Dijital Çağda Hukuk ve Adalet” başlığıyla verdiği dersi de tavsiye ediyoruz.

Yusuf Mansur Özer

ErsoyBilgehan'da avukat olarak çalışan Yusuf, bilişim ve hukuku ile kişisel verilerin korunmasına özel bir ilgi duyuyor. Aynı zamanda post-rock tutkunu bir gitarist, Schopenhauer meraklısı bir felsefe okuru ve öğrenmeye doymayan bir araştırmacı.

Diğer yazıları için tıklayın:

Menü

Pin It on Pinterest